Av, Avcı ve Şiir – Sjon

Sjon’ün Mavi Tilki adlı romanı hakkında

Başrolünde Björk’ün oynadığı Karanlıkta Dans filminin şarkı sözlerini de yazmış olan İzlandalı edebiyatçı Sjon (Sigurjon Birgir Sigurosson) büyülü şiirsel bir hikâye anlatıyor Mavi Tilki’de. Bir tilki avıyla başlıyor roman. Mavi tilki hayli seyrek görülen ve çok değerli bir tür; avlanması da hiç kolay değil. Bu işin zorluğu romanın girişinde şöyle anlatılıyor: “Mavi tilkiler o kadar şeytanice benzerler ki taşa, büyülenir insan. Kışın onları yattıkları kayadan ayırmanın imkânı yoktur; hatta beyaz tilkileri seçmek bile daha kolaydır, çünkü onların illa ki gölgeleri düşer ya da daha sarımsı durur kar üstünde.”

Romanda tilki avının anlatıldığı bölümlerde bazen sayfada tek bir cümle var, bazı sayfalar da birkaç satırdan ibaret. Sjon, kısa, kesik ve şiirsel cümlelerle atmosferi duyururken sayfalardaki boşluklardan da yararlanıyor. Sayfalardaki boşlukların yarattığı tenhalığın romanda anlatılan iklimi ve doğa koşullarını andırdığı, en azından bunların yarattığı algımızı desteklediği söylenebilir. Bu ilk bölümde henüz avcıyı tanımıyoruz, ondan “adam” diye söz ediliyor. Av ve avcının yanı sıra ilk başta yaklaştığından, sonra da başladığından söz edilen kar fırtınası da romanın üçüncü karakteri gibi işlev görüyor. Tilkinin bir görünüp bir yok oluşu, avcının kendini ona göstermemek için avının gösterdiği özeni andırır bir özenle saklanışı, karın yağarken avcının görüşünü düşürüp, beyazlığıyla avı saklayışı, avcının işini önceleri zorlaştırırken sonradan onu kurtarışı; av, avcı ve kar arasında geçen bir roman okuyacağımız izlenimi uyandırıyor.

İkinci bölümde bambaşka iki insan çıkıyor karşımıza. Bir adam bir başka adamın evine geliyor. Avcıyla tamamen ilişkisiz değiller. Gelen kişinin avcının, Peder Baldur Skugasson’un “eblehi” Halfdan Atlanson olduğunu öğreniyoruz. Öbür adam da şifalı bitkiler uzmanı Fridrik B. Fridjonsson’dur. Halfdan, Fridrik’ten “kadının cesedini” almaya gelmiştir.

Roman kardaki izleri takip ediyormuşuz hissi uyandırarak ilerliyor. Anlatıcı bir yandan Fridrik’in Halfdan’la karşılaştığı günü anlatırken bir yandan da onun geçmişinden parçalar aktarıyor. Buraya nasıl geldiğini öğreniyoruz, bir yandan da Halfdan’ın cesedini almaya geldiği kadının kimin nesi olduğunu. Giderek parçalar birbirini tamamlıyor.

Üçüncü bölümde yeniden Peder Baldur’la karşılaşıyoruz, onu bıraktığımız yerde. Tilkiyi vurmuştur, ama silahın sesiyle tetiklenen bir çığ onu sürükleyip aşağılara atmıştır. Bu kez ava dönüşen Peder Baldur’un kendisidir ve doğa onu kovalamaktadır. Yaralanmış, karların içinde sıkışıp kalmıştır, ama ölmemiştir. Onun yaşam mücadelesine tanık olduğumuz bu bölümde bir yandan da Peder’i daha yakından tanırız. Anlatıcı bize Peder’in gördüğü sanrıları aktarır, bunlara yaralandığı için zayıflayan belleğindeki son kırıntılarla zihnini açık tutmaya çalışırken ağzından dökülen sayıklama benzeri sözler de eklenince Peder’in hayatından yeni izler çıkar karşımıza.

Romanın sonunda bütün parçalar yerlerini buluyor ve hikâyenin bütününü roman biterken, Fridrik’in bir ahbabına yazdığı mektupla öğreniyoruz. Roman boyunca neden anlatıldığını tam bilemediğimiz, ya da bize birbiriyle ilgisiz gelen anlatımlar böylece yerlerini buluyor. Bir macera ve gizem romanı izlenimi uyandıran Mavi Tilki’nin ahlaki temeli de ancak hikâyenin tamamını gördüğümüzde ortaya çıkıyor. Hayata saygı! Bir tilkinin olduğu kadar bir insanın hayatına da…

İki ana kahramanının Fridrik ve Peder Baldur’un kişiliklerinde iki zıt hayat görüşünün, ahlaki tutumun karşılaştığı bir roman Mavi Tilki. Doğa ve şiiri de katmak gerekir bunlara. İlk anda doğanın bu iki ahlaki tutumun çatışmasında taraf olmayacağını sanabiliriz, ama doğa basit bir fon gibi bu çatışmanın arka planında kalmıyor. Şiirle, dille birlikte taraf oluyor, hayattan, hayatın bütünlüğünden yana tutum alıyor.

Bir şairin kaleminden çıkan bu kısacık romanda sadece anlatılanlar ve üslup masalsı değil. Kurgunun bütünü ve doğanın da bir karakter gibi anlatıda yer alışıyla Mavi Tilki Kuzey ülkelerinden gelmiş bir masal tadı bırakıyor. Hem şiir, hem masal, hem de merakla okunacak sürükleyici bir macera.

İyi Kitap‘ın Ocak 2012 tarihli 35. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s