Tag Archives: AYFER TUNÇ

Yeşil Peri Gecesi – Ayfer Tunç

Yeşil Peri Gecesi, insanların hayat çizgilerindeki kırılmaların kimi zaman ölümcül olabileceğini gösteren bir roman. Bu yanıyla çağımız insanına, kendini güvende hissedip tedirginlik duymadan yaşamını sürdürebilmesi için çözüm ya da çare olarak empoze edilen şeylerin, daha çok mülk edinmenin, güzel ve/veya zeki olmanın yetmediğini sert ve kederli bir hikâyeyle anlatıyor. Şebnem’in başkalarınca imrenilen, orta halli, korunaklı ailesinin (ve sonrasında hayatının) babasının uğradığı şanssız bir “kaza” neticesinde alt üst oluşu, ilk anda olayların kazara, şanssızlık eseri olumsuz seyrettiği düşüncesine yöneltebilir bizi. Oysa ana hikâyeyi destekleyen yan hikâyeler aracılığıyla Şebnem’in yakın çevresini, babaannesini, halasını, öğretmenlerini, arkadaşlarını, birlikte çalıştığı insanları, kısaca yaşadığı toplumu tanıyıp yaşadıklarını öğrendikçe bu kazanın sadece mutsuzlukları, ikiyüzlülükleri, sahtelikleri çarpıcı biçimde görünür kıldığını anlıyoruz.

Roman düz bir çizgide ilerlemiyor. Metin bir yandan romanın şimdiki zamanında akarken bir yandan da Şebnem’in çocukluğuna ve gençliğine dönüyor. Kaza sandığımız şeyin kaza olmadığını bize duyuran bir yanıyla da romanın kurgusu zaten. Hayatı boyunca toplumun çok farklı kesimlerden pek çok insanla uzak-yakın bir biçimde ilişkilenen Şebnem’in peşini, mutsuzluğunun acısını başkalarından çıkarmaya, başkalarının üzerine basarak yükselmeye çabalayan ikiyüzlü insanlar, sahte ilişkiler bırakmıyor. Böyle bir hayata sevdiği birkaç insan, edebiyata duyduğu ilgi ve kendisini üzmüş olanlara yaptıklarını yanlarına bırakmama umudu sayesinde katlanıyor. Nietzsche’nin “Beni yıkmayan şey beni güçlendirir” sözünü doğrularcasına yaşadığı acı olaylardan güçlenerek çıkıyor. Yıkılmayıp güçleniyor oluşu da ona katlanma gücü veren şeylerden biri kuşkusuz.

Çocukluk ve gençlikte yaşanan olumsuzlukların, ruhlarında açılan yaralarının insanların peşini bir ömür bırakmadığı gerçeğiyle Şebnem’in hikâyesini okurken de yüzleşiyoruz. Bu yaraları görmezden gelmek de mümkün; sağaltmak için, acıyı göze alıp yaraları deşmek ve temizlemeye çalışmak da… Şebnem ikincisini seçenlerden; onun şansı ve şanssızlığı sağalmak için yarası temizlemeye kalkıştığında yeniden yaralanmış olması belki de. Yine de başına gelen onca şeye karşın “ne bahtsız kız” diyemiyoruz, her seferinde uyanık kalmayı seçiyor çünkü. Olan bitene gözlerini yumması, gemisini yürütmesi, ötekilere benzemesi pekâlâ mümkünken, her seferinde zor olanı seçtiği için onun yaşadıklarını şans-şanssızlık ölçüsüyle tartmak doğru olmaz. Romandaki karakterlerden bazılarıysa Şebnem’in tersine ilk yolu seçip yaralarını görmezden geliyorlar, ama bu tutumları onların yaralarını yok etmiyor, sağaltmıyor. Şebnem ise bunun böyle olacağını küçük yaşta, çektiği acılar ve yaşadığı yoğun yalnızlığın güçlendirdiği sezgileriyle öğrendiği için yaralarını görmezden gelmek yerine üzerine inatla gitmeyi seçiyor. Yaralarından güç aldığı da söylenebilir. Öyle ki kimi zaman ona kötülük yapmış olanlara karşı yapabileceği tek şeyin kendisine zarar vermek olduğunu sezdiğinde bu göze almaktan çekinmiyor. Bunu intikam alabilmek için yapmıyor, mutlaka başka yolları da vardır intikam almanın, ama onların ancak kendisine zarar vermeyi göze alacak cesareti gösterdiğinde ürkeceklerini, çok güçlü olanları ürkütmenin kimi zaman yegâne yolunun bu olduğunu biliyor.

Ayfer Tunç’un romanı toplumun her nüvesine sinen çürümüşlüğün yanı sıra insan ruhunun derinliklerine de kapı açıyor. Bu iki kapının birlikte bulunuşu, insanla toplumun birbirleri üzerindeki etkisini de görünür kılıyor. Şebnem’in hayatını takip ederken toplumsal hayatın ruhlarımızı nasıl çürüttüğünü, ya da bireysel hırsların toplumsal hayatta nasıl karşılıklar bulduğunu düşünmeden edemiyoruz. Öğreticiliğe kaçma riski taşıyan bu gibi konular, sürükleyici olay örgüsü ve Ayfer Tunç’un çarpıcı anlatımı sayesinde olanca doğallığıyla ele alınıyor. Şebnem karakterinin kolay unutulmayacak bir roman kişisi olmasını da başına gelenlerden çok bunlar sağlıyor.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Kitap