Tag Archives: UMBERTO ECO

Zaman ve Mekânda Kitap Üzerine Bir Yolculuk – U. Eco, J-C Carriére

Umberto Eco ve Jean-Claude Carrière’in Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın başlıklı söyleşi kitabı hakkında

J.-P. de Tonnac’ın, Umberto Eco ve Jean-Claude Carrière ile gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşan Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, adının yarattığı çağrışımlar nedeniyle daha çok elektronik kitapların, basılı kitapların yerini alıp alamayacağı noktasında tartışıldı. Eco ve Carrière bu konuda zihin açıcı fikirler ileri sürüyor, teknolojik gelişmelerin kültürel süreçleri ve düşünme alışkanlıklarını nasıl etkilediği, bizi bekleyen geleceğin dünyasında bilgi depolamak için teknolojinin uygun ortamlar sunup sunmadığı gibi konuları tartışıyorlar, ama bu kitabın içeriğinin çok daha geniş olduğunu belirtmek gerek. Her ikisi de birer bibliyofil (kitapsever) ve eski kitap koleksiyoncusu olan bu iki entelektüelin, kitaplardan yola çıkarak anlattıkları şeyler, eğlenceli bir kitap tarihi sayılabilir.

FARKLI EĞİLİMLER

Kitap konusu ele alındığında, kitabın içeriği kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar ve iyi kitap-kötü kitap ayrımına değinilir. Bununla birlikte, kimi durumlarda kitabı içeriğinden bağımsız, bir nesne olarak değerlendirmek de mümkündür. Çizgi romanların küçüklerin eğitimine olumlu-olumsuz etkisi konusu tartışılırken, pek çok kitapsever kitap okuma sevgisi ile kitap biriktirme tutkularının çizgi roman ciltleriyle başladığını itiraf eder. Eco da bu söyleşide, kitap okumaya, popüler roman tefrikalarıyla başladığını belirtirken, bu kitapların aşırı milliyetçi olduğunun ve “hayal bile edemeyeceğimiz zalimlikler” içerdiğinin altını çiziyor.

Rimbaud uzmanlarının, ünlü şairin Sarhoş Gemi şiirini çocukken okuduğu bir çocuk romanıyla ilişkilendirdiklerini de vurgulayan Carrière ise, hatırladığı ilk kitabın bir kutsal kitap olmakla birlikte, evlerine giren ilk kitapların çocuk kitapları olduğunu belirtiyor. Bu iki entelektüelin kitap merakları arasındaki farklılığın da çocukluktaki ilgileriyle bağlantılı olduğunu öğreniyoruz. Ama her durumda, her ikisinin de bir nesne olarak kitaba küçük yaşta tutku duyup, bu tutkunun izinde ilerledikleri çok açık.

SEÇİM VE AYIKLAMA

Söyleşi sırasında Eco ile Carrière’-nin üzerinde durdukları ortak bir başka ilgi alanı ise aptallık. Yazılmış budalaca her şeyin zeki tahlillerden çok daha açıklayıcı olduğunu vurguluyor, aptallık üzerine düşünmenin insan üzerine düşünmenin bir bölümünü oluşturduğunu belirtiyorlar. Eco’ya göre, “kendine özgü bir şekilde olağandışı bir yaratık” olan insanın, övgüye değer pek çok niteliğinin yanında, yaptığı aptalca şeylerden, savaşçılığından, çevreye verdiği zarardan da konuşmak gerekir.

Üstelik yazının icadından bu yana bu aptallıkları matah bir şeymiş gibi öven kütüphaneler dolusu kitap yayınlanmıştır. Eco ile Carrière, söyleşi boyunca övdükleri kitabın kutsallaştırılmasının da hata olduğunu hatırlatıyorlar böylece. Kitabın geneline hâkim eğlenceli bir ton var. Bunu sağlayan, söyleşenlerin konuştukları konulara ilişkin ilginç ve eğlendirici örnekler vermeleri. Ama özellikle aptallık hakkında konuşurken verdikleri örnekler çok matrak. Zaten aptallık konusuna da, zamanında Proust, Melville, Orwell gibi yazarların ilk yapıtları hakkında yapılmış değerlendirmelerden söz ederken geliyorlar.

Eco ve Carrière’nin söyleşileri, dönüp dolaşıp seçim ve ayıklama konusuna varıyor. Kültür de bir ayıklanma süreci değil midir? İnsanın ürettiklerinden, sonraki asırlara kalanlara kültür demez miyiz? Yazarlar da neden bazı kitapların bugüne kalıp ötekilerin kalmadığı sorusuna yanıtlar arıyor söyleşirken. Bir yazar grubuna ait olmak, sansür, ahmaklıklardan yana ya da karşı olmak, kitabın çok kolay yanabilen bir madde olması, şans gibi etkenleri ilgi çekici örnekler aracılığıyla tartışıyorlar.

Kitaplar hakkında söylenebilecek sözler bunlardan ibaret değil elbette. Bir kitabın, kitaplıkta hangi kitapla yan yana duracağı, kitap kurtlarının yararları ve onlardan korunmanın yolları, kitaplıkların sahiplerine benzeyip benzemediği gibi ilk anda önemsiz görünen pek çok konuda bu iki entelektüelin verdiği yanıtlar kitapseverlere çok şey vaat ediyor. Eco’nun dediği gibi, “Okumadığınız bütün o kitaplar size bir şeyler vaat eder.”

İyi Kitap, sayı: 19, Eylül 2010

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Kitap